30 Mart 2009 Pazartesi

Patlamis Misir


Cumartesi aksami, Ispanya macindan sonraki yaklasik 4 saatlik ve 11 bölümlük "How I met your mother" sefamiza eslik etti, evde tencere icinde yapilmis patlamis misir tadi.
Özlemisim oldukca fakat pratigide kaybetmisiz. Vicik tereyagi olmasin derken oldukca kuru kaldi maalesef. Birde klasik gözüm doymayip, ufak misir taneciklerini de görünce, biraz fazla doldurmusum herhalde tencereyi, sonunda patlamadan kalmis bayaa bir tane vardi tencere icersinde. Tuzuda önceden koymuyormusuz, tencereyi temizleyene kadar canim cikti, lakin tereyagiyla birlesip misirlara yapisacak tuz fikri oldukca umut vericiydi.
Yinede 1 litre kola gitti tabiiki yaninda. Zebracan'in basta sekerli misir isteyip, tuzlusundan bir iki tane tattiktan sonra bununla idare ederim demesi ve sonrasinda avuc avuc götürmesi, suratimda hafif bir zafer temali tebessüm olusturdu tabiiki:)

Placebo - Yeni single


Placebo Haziran'da "Battle for the Sun" isimli yeni bir albüm cikariyor. Altinci albümlerine ismini veren sarkiyi, sanirim gecen haftadan beri kendi internet sayfalarindan indirip dinlemek mümkün. Hafta sonuna nasip oldu, 2-3 kere dinledim indirdikten sonra. Klasik Placebo tadinda, basta fena degilmis dedirtip, dinledikce kafada yer eden bir sarki olmus gibi. Sizde surdan buyurabilirsiniz indirip dinlemek icin...

29 Mart 2009 Pazar

Ispanya - Türkiye 1-0


Dengeli ama bekledigimden keyifsiz bir mac oldu. Her ne kadar Ridvan üstüne basabasa Ispanya'nin favori olmasina karsin gözümüzde cok büyüttügümüzü söylese de ve macin genelinde Ispanya'ya cok nadir pozisyon vermis olsak bile, macin oncesinde beraberlik benim icin sürpriz sonuctu. Carsamba günü 3 puan aldigimiz takdirde bence bu iki maci basarili sekilde arkamizda birakmis olacagiz. Gelelim mac sirasindaki kücük düsünce ve izlenimlere:

- Galatasaray tribünleri ayni tezahürati 15 dakika söyleyince ekran basinda uykum gelir hep. Masallah Ispanyollar 90 dakika korna calmaktan baymadilar. Nasil bir azim anlamadim. Macin basinda Ridvan'in degindigi "gercek cehennem"den mac boyunca pek bir iz bulamadim.
- Masallah Senna'nin kafa ne kadar parlakmis. Yakindan görene kadar bu adamin kafasinda sac mi vardi diye sordum kendi kendime.
- Tuncay kadar kontrolsüz kosarken topa girerken vs. düsen oyuncu var midir acep? Her pozisyon yere düstü gibime geldi.
- Toplamda macin en net pozisyonu Nihat'in basta yakaladigi pozisyondu, onu atsa daha keyifli bir mac izleyecektik.
- Kontrollü oynamak isteyen bir takim, neden cok fazla baski da yemezken topu kaleciye kadar geri oynayip, degaj sonrasi topun kontrolünü rakipe verir anlamis degilim. Ispanya'nin baskili oynadigi anlarda oyunu geride kurmakta oldukca zorlandik.
- Mac oncesi ve sonrasi "How i met your mother" 3. sezon ile keyfimiz yerine geldi.
- Mac arasinda 10 dakikada pokerde 20$ i cebe atmam moralimi oldukca yükseltti. Lakin hafta arasinda 2 elde kaybettigim 60$ in acisi hala icimde.
- Macin basinda Emre'yi kadroda görünce killandim yine oldukca, ama fena degildi.
- Ramos'da cidden ne ciger varmis. 90. dakikada hala sagdan depar atiyordu adam.
- Carsamba günü atak futbolumuzu oynarsak bence 3 puan uzak degil, bakalim görecegiz...

27 Mart 2009 Cuma

Metro Günlükleri - 4


23.13.2009: Kitap - Yolda /Buket Uzuner
24.13.2009: Kitap - Umut / Ayse Kulin
25.13.2009: Kitap - Umut / Ayse Kulin
26.13.2009: laylaylom...
27.13.2009: Kitap - Umut / Ayse Kulin

25 Mart 2009 Çarşamba

Almanya modasinda en kötü 10


Almanlarin kötü giyindikleri, yalnizca türk milletinin ortak bir görüsümü bilemiyorum, lakin 10. madde icin hicbir sey aklima gelmeyince internette biraz bakiniyim dedim ama bu görüsü destekleyecek cok da bir sey bulamayinca sasirdim. Buna karsin söylemeliyim ki, buraya geldigimden beri bu konudaki görüsüm daha da bir belirginlesti ve kesinlesti. En azindan toplumun belli bir kesimi icin diyebilirim.

Tabii benim gözlemlerim büyük cocunlukla Stuttgart ile ilgili ve Stuttgart'in bir üretim sehri oldugu ve buna paralel bir ekonomik seviyenin burda yasadigi gözden kacmamali. Örnek olarak Heidelberg'de dolasirken gömleginizi ikinci kere düzeltmeniz geliyor etraftaki insanlari gördükce.
Uzatmadan buyrun her gördügümde beni benden alan alman modasindaki kanimca en kötü 10:

10- Bastada dedigim gibi bir 10 numara bulamadim. Fakat internette alman modasi ile ilgili bakinirken "Alman erkekleri en kötü sevgili secildi" seklindeki su habere rastladim. Biz türk erkekleride terimizle ün salmisiz.

9- Otelde yemege giyilen terlikler

Bu tiplerden her kayak tatilimde 1-2 masa dolusu gördüm. Bizdeki yazlikci tipinin kislikci versiyonlari esasinda. Zaten Avusturya'da ki kayak klübelerinin ev ortaminda dekore edilmesinden ve aile isletmesi olmasindan feyz alan bir grup, her aksam yemegini, ailece aksam yedikleri patetez salatasi söleni zannedip, esofman alti yalin ayak bildigimiz adidasimsi plaj terlikleri ile gelip, bütün yemek ortaminin icine etmeyi bir vazife biliyorlar. Tamam anladik saat 20-21 arasi odana cekilip yatacaksin, ugrasmak istemiyorsun üzerini degistirmekle ama her gün her gün nereye kadar.


8- Sandalet + corap kombosu

Bu kadar klasik olmasa kesin 1. numarayi kapardi. Beni mutlu eden bir cok almanin da bunu rahatsiz edici buluyor olmasi. Ilginc nokta ise bu kombonun sosyal sinif ayirt etmemesi. Gercekten her siniftan insani görebiliyorsunuz bu sekilde. Bizim eski insan kaynaklari müdürü bir örnek mesela. O ayak nasil terlemez, corap nasil kasindirmaz cözebilmis degilim.


7- Rengarenk is gömlekleri

Bizim lisede bir fizik hocamiz vardi Alman. Onun gömlekleriyle cok dalga gecerdik. Meger oldukca popülermis bu renkli gömlekler. Maalesef tam aklimdakinin resmini bulamadim, eh karsimda oturan müdürümün resmini de cekip koyamayacagima göre buraya, alttaki resimle yetinmek zorundasiniz. Genellikle altaki resimdeki gibi cizgili degilde karisik figürler iceriyor bu gömlekler. Mor, turkuaz, cimen yesili en tutulan renkler arasinda. Neyseki oyle bir gün icersinde 10-15 tane görmüyorsunuz is yerinde, aksi takdirde sirkette miyiz yoksa sirkte mi anlamak imkansiz olurdu.


Simdilik bu kadar... Gerisi bir baska sefere...

Nude Art

Barney: Hey, guys! Guess what I got? A new dart!
Robin: Oh wow, a new dart!
Ted: Hey, that new dart is great!
Robin: I did not know you were such a fan of "new dart", Barney!
Barney: Oh yes, Robin, I just love "nude art"...”nude art"
Barney: [after an awkward stare from Marshall] "nude art"![laughs]
Marshall: You found the painting, didn't you?

Izlemek isteyenler surdan buyursun...

24 Mart 2009 Salı

Yolda - Buket Uzuner


2 hafta sonunda bitirebildim, grupsefican'in okuduktan sonra bana biraktigi incecik kitabi. Ama bakmayin siz benim yavas okuduguma, esasinda 3-4 saatte rahatlikla bitirilebilinecek bir kitap "Yolda". 7 kisa hikayeden olusmasinin verdigi okuma rahatligi ile metrodan metroya okudum bu iki hafta icersinde.

Gezi kitabi kategorisinden siniflandirilsa da, gezilen yerlerden cok, o yerlere seyahatlar sirasinda yazarin tanistigi insanlarin hikayelerinden olusuyor kitap. 7 hikayeden, helsinki yolunda tanistigi obez dogu alman ile ilgili olani cok begendim, digerleri beni cok etkilemedi sanirim. Her hikaye sonrasindaki yemek tariflerine pek takilmadim acikcasi.

Okudugum ilk Buket Uzuner kitabiydi. Kalemini biraz fazla sade, kitapta verdigi tepkileri biraz fazla abartili ve yapmacik buldum. Bilemiyorum o anlarda gercekten o tepkileri verdi mi yada o sekilde düsündü mü, ama anlattigi hikayelerde kendini kaleme alisi bana cok icten gelmedi. Yoksa hikayelerde anlatilan diger kisiler gercekten bir tren yada ucak yolculugunda pekala önünüzdeki koltukta oturabilecek imajini veriyorlar.

Kolay okunasi, icerigi itibariyla da yolda, yada bir gezi sirasinda rahatlikla okunacak fakat kanimca cok fazla bir sey de beklenmemesi gereken bir kitap özet olarak.

23 Mart 2009 Pazartesi

Heinz Konserve Fasülye


Genel olarak cok fazla kuru fasülye seven bir insan degilim. Pastirmali oldugu sürece keyifle yerim, ötesinde ama pek aram iyi degildir. Bilemiyorum zaten Heinz'in bu konservesine kuru fasülye denir mi, yoksa sadece fasülye mi demek gerek. Cok da önemli degil zaten...

Kendisiyle ilk olarak Almanya'da "yalniz erkegin hayati kurtaran besinler" rafinda karsilastim süpermarkette. O zamandan beri de oldukca siki bir iliskimiz var. Genellikle yogun alkol sonrasi yagli sabah kahvaltilarinin vazgecilmezi oldu kisa sürede. En büyük sorun, yogun alkol sonrasi sabah kalvaltisi öncesi o kafayla markete gitmek oluyor, lakin gidildiginde de yorgunluktan anca bir bilemediniz iki konserve aliniyor, yorgunluktan cok fazla sey tasimamak icin. Kisaca evde pek bulunmuyor tam caniniz cektiginde.

Benim tavsiyem, az sivi yagi kücük bir tencerede kizdirirken icine 4-5 tane kurutulmus kirmizi biber (chili) atmak, yag kizinca biberleri cikartip Heinz'i bosaltmak ve kisik ateste kaynamamasina dikkat ederek pismesini beklerken, öbür tarafta domuz pastirmasini yada sucugu tavada pisirmek seklinde. Sucuklar pisince ayni tavada hemen bir yumurta kirip, sonrasinda 2 kizarmis tost ekmegini, pisen fasülyenin icine bandirmak suretiyle islatip üzerlerine yumurta ve sucuklari, yanlarina da fasülyeyi boca edince yemegimiz hazir oluyor.

Dün hazirlayip yedim, ama fotografini cekmek aklima gelmedi, borcum olsun.

Ekonomik krizin cm teknigi ile analizi


EDIT: Bu ilk yazdiklarimdan biriydi. Simdi yazilarimi karistirirken "draft" olarak kaldigini gördüm. Herhalde yayinlamayi unutmusum...

Bugün sabah ise gelirken metroda, psp'nin pilini sarj etmeyi unutmam ve okuyacak bir kitap da bulamamam sonucu, ipod esliginde metrodaki diger insanlari izlerken, gözüme benden iki sira onde oturan amcanin gazetesinde bir haber carpti.

"Daimler'in likitide sorunu yok" tarzindaki baslik beni alip, her championship manager fanatiginin yakindan tanidigi"vote of confidence" fenomenine götürdü.

Tam takiminizin bir sonraki macini analiz etmeye hazirlanirsiniz, rakibi inceler, oyuncu formlarini ellinci kez hesaplarsiniz ki, yönetimden bir haber gelir. Biz yönetim olarak teknik direktör bla blaya güveniyoruz seklinde bir haberdir. Oyuna yeni baslamissaniz pek bir anlam ifade etmez tabii bu söylem. Nerden ciktiki falan diye düsünüp, sonraki 2 mactan da galibiyetle alamayip kovulunca baglantiyi kurmaya baslarsiniz. Bu "Vote of Confidence" esasinda, takima 10 gün icerisinde ceki düzen vermezsen kendine baska takim ara demenin, baska bir yoludur cm'de.
Iste gazetede ki haberi görünce aklima bu geldi. Ates olmayan yerden duman cikmaz misali, bir sorun varki aciklama gelmis, "Likitide sorunumuz yoktur" seklinde.

20 Mart 2009 Cuma

Sagrario's Room


Haftayi bir "kacamak" oyunu ile bitirelim. Klasik nedensiz sekilde bir odada kapali kalmis kahramanimizi bir sekilde odadan cikarmaya calisiyoruz. Bir cok odadan kacma oyunundaki gereksiz zorlama cozümlerin olmamasi, grafiklerin gercege yakin olmasi oyunumuzun güzel taraflari. Ek olarak 4 sade duvardan olusmasina ragmen aleterin birden cok kullanilmasi gerekliligi ile ortaya cikan oldukca cok sayida bulmaca mevcut. Sikilanlar icin cözüm de buyrun burda.

Pismaniye

Annem getirmis Istanbul'dan gelirken. Asiri sevmem esasinda ama cok tazesinden bulmus, hosuma gitti. Sirkettekiler de lopur lopur götürdüler. Ucak bileti 200€, bir kutu pismaniye 5€, üst seviye yönetici almanlari agizda pismaniye ile görmek "priceless" tadinda eglendim kendimce. Tabiiki aklima Kartalkaya dönüsü pismaniye reklami tadinda videomuz geldi. Aradim maillerde ama bulamadim. Elinde olan varsa yollasin ekliyim...

EDIT: Tesekkürler Selim'e...

Galatasaray - Hamburg 2-3


Yazik oldu. 10 dakikalik dikkatsizlik, oyunu boslama ceyrek finali alip götürdü elimizden. Oysa 2. golü atana kadar ne kadar kontrollü oynuyorduk. Tribünlerden gelen "3 3 3" sesleri esliginde oyunu yavaslatip top cevirecegimize, hamburg kalesini ablukaya alip 5lemeye calisinca, catank 2 nerden geldigi belirsiz iki gol gördük kalemizde. Gercekten yazik. Neyse iste izlenimler, yasanan anlar vs....

- GS gibi ilk 50 dakika cok tempolu sekilde oynayip, iki bira götürdüm. Son yarim saatte ise anca tirnaklar ile idare ettim.
- Baros'u begenmiyip Umit Karan'i dünya üzerindeki en iyi forvet zanneden fularli saklabani düsündüm Baros bir penalti yaptirip, bir de gol atinca.
- Kewell gitgide gönlümde ayri bir yere ulasiyor. Seviyoruz Türk milleti olarak, icten oynayan gaz insanlari. Öteki taraftan her ne kadar deli haksizlik yapildigina inansam da Lincoln'ün degisiklik sonrasi direk soyunma odasina gidisine aci killandim.
- Annemin yaptigi tavuk ograten ile ispanakli böreklerin tadi bütün mac damagimdaydi. Bir börek daha atmamak icin zor tuttum kendimi.
- Bir daha düsündüm de, cidden yazik oldu...
- Son yarim saatte daha baskili ve istekli bir oyun bekliyordum Galatasaraydan. 10 dakika disinda ciddi baski kuramadilar.
- Son 10 dakikada, Zebracan'in gecen yaz avrupa sampiyonasindaki Türkiye maclari zora girdiginde söyledigi "auf gehts Türkei schiess ein Tor" tezarühatinin Cimbom versiyonunu söylerken buldum. Ben söyleyince bir didim etmiyormus.
- Bu almanlarin mesale olayina bir taraftan kinarken bir taraftan hayranlik duymalarina hastayim. Bütün mac öncesi ve mac sonrasi yakilacak ve yakilan mesalelerden bahsettiler spikerler. Bir de almanlarin bildigimiz mesaleye neden bengal kaplani tadindan bengal atesi dediklerini bulmus degilim. Bilen varsa yorum yapsin lütfen.

Metro Günlükleri - 3


16.Mart: Ipod - Metallica
17.Mart: Yanima bir sey almayi unuttugumdan mal mal etrafi izledim
18.Mart: Kitap - Yolda/Buket Uzuner
19.Mart: Poker Magazin
20.Mart: Poker Magazin

Hamburg hüsrani sonrasi poker hüsrani

Mac hakkinda yazmak istemiyorum, moralim oldukca bozuk. Mac sonrasi kafa dagilsin tadinda bir poker turnuvasina giriyim dedim. 5$+50 girisli (5$ masa icin 50 cent ise kasa icin anlamina geliyor) 794 kisinin katildigi 3900$ ödüllü texas hold'em turnuvaya yazdirdim adimi hemen.

5. elde Q6 ya girmedikten sonra flopta QQ4 görünce iyice bir delirdim. Sonra potu AQ ile baska birisi kapinca derin bir ohh cektim girmedigim icin.

9. dakikasinda coktan 100 kisinin elendigi turnuvada ilk 13 elde hala hic oyun kazanamamis ve 1300 marka ile 2060 markalik ortalamanin gerisine düsmüstüm bile. 17. elde JJ ile 150'i görüp, acilan 9 10 Q'a resti caktim. Gören amca AQ'i acinca karsima derin bir nefes almam gerekti. Fakat sonra 3 ün üzerine son kagitta acilan 8 o an hayatimi kurtardi. Turnuva ortalamasi o an 2300 ü bulmustu. Benim önümde ise 2800 marka vardi bu elin sonunda.

Sonrasinda 27. ele kadar oldukca defansif oynadiktan sonra sinek 5 6 ile girdigim oyunda son ana kadar kent kovaliyip bulamayinca 9 9'a 2000'e yakin marka kaybedip veda sinyallerini vermeye basladim. Sonraki elde karo 10 J ile rest cektim. Gören arkadas bugün 3. kez AQ i soktu gözüme. 22310 seklinde acilan ilk 4 kagit tam umutlarimi tazelerken son kagitta Q gelince turnuvaya 402. siradan veda edip, aklimda galatasaray maci saat olmus 1.00 yatagin yolunu tuttum.

Sonuc olarak klasik bir anlik sakinligi kaybetmenin turnuva pokerinde veda anlaminda geldigini belki 20. kez yasayarak ogrenmis oldum. Neyseki günü aksam üstü normal masalarda kazandigim 17$ sayesinde hala karda olarak kapattim.

19 Mart 2009 Perşembe

Mcfarlane - Kirmizi baslikli kiz


2006 civariydi herhalde internet üzerinden figur satisi isiyle ugrastigimda. O zamandan beri hastayimdir bu figure. Elime belki 10 tane gecmistir ama oylesine talep verdi ki, hepsini satmistim. Hatta sonlara dogru tek basina bulunamadigi icin bütün "twisted fairy tales" serisini ki, 6 figure denk gelir, satin alip, yinede ciddi kar ettiydim. Simdi üzülüyorum bir tane kendime ayirmadigima...
 
Site Meter